6 Şubat 2015
İsa Gök müydü? Hani şu dublaj Türkçesiyle konuşan CHP milletvekili...
Halkı, “taşlı sopalı, sokak sokak direnişe” çağırmıştı.
Neye karşı?
Herhalde “yeni anayasa tehlikesine” (!) karşı...
Darbecilerin yaptığı anayasalardan müştekiymiş görüntüsü verirler, “beşi bir yerde anayasası” diye güya dalgalarını geçerler ama değiştirilmesi ihtimali belirince de çark ederler.
Halkı taşlı sopalı direnişe çağıran arkadaşlar, meşruiyetlerini Mustafa Kemal’in olmayan “Bursa Nutku”ndan aldıklarını söylüyorlardı. Mustafa Kemal diyesi imiş ki, “Bir tehlike sezdiğiniz an, bu devletin polisi jandarması kamu düzeni var demeyeceksiniz, derhal duruma el koyacaksınız.” (Mealen aktardım.)
Bunu Türk gençliğine söylemiş...
Menderes’i astıranlar da, “devletin polisi jandarması kamu düzeni var” dememişlerdi, duruma el koymuşlardı. Yani, darbe yapmışlardı. Meşruiyetlerini de Mustafa Kemal’in olmayan “Bursa Nutku”yla, İsmet Paşa’nın “Şartlar olgunlaşırsa darbe meşru haktır” fetvasından almışlardı.
Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin başına getirildiğinde, “yenileşme” sadedinde ve beklenmedik bir biçimde, 27 Mayıs darbesini eleştiren bir açıklama yapmış, hayretle karşılanmıştı.
Partisinden de tepki almıştı tabii... CHP’liler “devrim” nazarıyla bakarlar çünkü 27 Mayıs’a... Toz kondurmazlar. Menderes konusunda nedamet getirenleri de, “Tahkikat Komisyonu kurdurdu, basını susturdu, asılması haktı” diye püskürtürler.
Partisinden tepki almıştı ama Kemal Bey’in “çarkçı” niteliği henüz bilinmiyordu.
Hayretle karşılanan bu açıklamasından sonra, “tüy dikti” dedirten bir başka açıklama yaptı ve ilk söylediklerini tekzip (yahut tevil) yoluna gitti.
Gazeteci Can Dündar soruyor: “İsmet Paşa, şartlar olgunlaşırsa darbe meşru haktır diye bir beyanat vermişti. Katılıyor musunuz?”
Kemal Bey cevaplıyor: “Evet, tabii, öyledir... Meşru haktır.”
Elbette öyleydi...
Sandıktan çıkamayan ve iktidar umudunu ordunun yaratacağı oldubittiye bağlamış CHP’liler için darbe “elbette” meşru haktı.
İsmet Paşa’nın açtığı çığırda hızlı ve emin adımlarla ilerleyen Kemal Bey, önceki gün “yine tüy dikti” dedirten bir açıklama yaptı ve şu manidar ifadeyi kullandı: “Halkın direnme hakkı doğmuştur...”
Burada anahtar ifade “direnme hakkı...”
Bu lafı ilk 27 Mayıs öncesinde duymuştuk.
Darbeyi pişirenler, içinde “halkın direnme hakkı” ifadesinin geçtiği kışkırtıcı yayınlar yapıyorlardı.
Nitekim darbeyi gerçekleştirenler, “halkın direnme hakkı doğduğu için” bu işe yeltendiklerine dair acul bir açıklama yapmış, darbelerine meşruiyet atfetmişlerdi.
Kemal Bey’in eylemine bir isim bulmak lazım: “Darbe çağrısı...”
Darbe suçunu ağır müeyyidelere bağlayan Türkiye Cumhuriyeti yasaları, darbe çağrısı içeren söz ve davranışları da yasaklıyor.
Dolayısıyla, Kemal Bey’in konuşması alenen “darbe çağrısı” içermektedir ve adli bir soruşturmanın konusu olmalıdır.
Bundan sonra iş, “fezleke sever” savcılara düşüyor.
Bakalım, alenen darbe çağrısı yapan Kemal Bey hakkında soruşturma açılacak mı? Eylemleriyle ilgili fezleke düzenlenecek mi? Düzenlenen fezleke Meclis’e gönderilecek mi?
Bakalım, “Basına darbe” diye Samanyolu müesseseleri ve Bank Asya önünde helak olan Mahmut Tanal, “Meclis’e darbe” isteyen genel başkanının sözlerinin müeyyideye bağlanması gerektiğini savunacak mı?
Star
Hiç yorum yapılmamış
4725 kez izlendi
1677 kez izlendi
1145 kez izlendi
632 kez izlendi
3536 kez izlendi
864 kez izlendi
580 kez izlendi
3622 kez izlendi
2606 kez izlendi
1311 kez izlendi
1768 kez izlendi
634 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.