DÜNYA

Ergün Diler : Sırtını dönmez

Tarih
21 Nisan 2024
İzlenme
Kişi
Yazar
Ergün Diler
ORTADOĞU'DAKİ
HAMAS saldırısını da İsrail'in verdiği insanlık dışı cevabı da İran'ın DRONE'larını yollamasını da hepsini ama hepsini ABD'nin AB ve ÇİN ile savaşı üzerinden okumak durumundayız.
Bölgedeki küçük önemsiz aktörlerin KÜRESEL sonuçlar verecek hamleler yapması matematiğe aykırıdır. Günlerdir yazıyorum! İsrail sınır komşusu olmadığı için İRAN'a yakın adresleri vurabilir.
MÜMKÜNDÜR. Ancak İRAN'ı bölgesel anlamda oyun dışı bırakacak gücü yetkisi ve kabiliyeti yoktur. Boyunu aşar. İsrail arkasında ABD'yi bulduğu zaman güç kullanır.
Ve bu onların davranışlarını belirler. Tel Aviv'in KARADA TAHRAN ile temasına coğrafya engeldir. Birkaç noktanın DRONE'larla ya da füzelerle vurulması da netice verecek bir operasyon değildir.
Eğer denge değişsin isteniyorsa böyle bir talep, kurgu, plan varsa HER ŞEKİLDE ARAPLAR'ı sahaya sürüp TÜRK ASKERİNİ KIŞLADAN ÇIKARTACAK
BİR ADIM GELECEKTİR...
Bizim üzerinde düşünmemiz gereken ŞIK budur. ABD kesinlikle olay yerinde olacaktır. Fakat bölgenin sağlığı ve geleceği açısından olayı MÜSLÜMANLAR'ın hesaplaşmasına döndürmeye gayret edecektir!
Devam... Avrupa'da sık sık açık ve net konuşan bir iki isimden olan Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İran-İsrail gerilimini değerlendirdi. ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Kanada ve Japonya'dan oluşan G7 ülkelerinin dışişleri bakanları, Avrupa Birliği'nin de katılımıyla dönem başkanı İtalya'nın ev sahipliğinde gündemdeki konuları görüşmek üzere Capri Adası'nda bir araya geldi.
Borrell burada yaptığı konuşmada, Gazze'deki insani felaketin devam ettiğini belirterek, insani yardımların son dönemde artmasına rağmen hala çok yetersiz olduğunu vurguladı.
İran'ın saldırısının ardından İsrail'in ölçülü ve soğukkanlı tepki vermesini isteyen Borrell, "Abartmak istemiyorum ama Ortadoğu'da dünyanın geri kalanına, özellikle de Avrupa'ya şok dalgaları gönderecek bölgesel bir savaşın eşiğindeyiz.
O yüzden bu gerilimi durdurmamız gerekir" dedi.
AB Yüksek Temsilcisi Borrell bir süre önce Washington'a sert çıkmıştı. İsrail'e silah ihracatına devam eden ABD'yi eleştirerek, "Eğer çok fazla insanın öldürüldüğüne inanıyorsanız, belki de bu kadar çok insanın öldürülmesini önlemek için daha az silah sağlamalısınız" ifadelerini kullanmıştı...
Borrell, ORTADOĞU'daki bir savaşın AVRUPA'YA ŞOK DALGALARI
YOLLAYACAĞININ ALTINI
ÇİZİYORDU. Yani buradaki bir savaş RUSYA-UKRAYNA savaşından sonra bizi tamamen bitirir, etkisiz kılar, iddiasız konuma iter demek istiyordu.
Zaten ben de olaylara böyle baktığım için ABD'nin yapmak isteyeceklerini sıralamaya gayret ediyorum.
Stratejik olarak bölgeden uzak olan ABD'nin buradaki tansiyon yüksekliğinden zerre kaybı olmayacaktı.
Petrol fiyatları yukarı çıktığında kendisi satarak kazanacağı gibi rakiplerinin maliyeti fırlayacaktı. En basit parametrede bile kazanan Washington olacaktı. Dün de yazdığım gibi HAMAS saldırısıyla başlayan kriz KIZILDENİZ'e taşınıyor ve ticaret engelleniyordu. Bu AVRUPA'daki fiyat maliyet dengesini bozuyor, AB'nin ÇİN ile olan bağlantısını zayıflatıyordu. KIZILDENİZ bir testti! Eğer ABD, ASYA'ya uzanmadan önce en büyük ticari rakipleri AVRUPAÇİN'i ayırmak ve zayıflatmak için ORTADOĞU'daki savaşı gerekli görüyorsa şartlarını oluştururdu!
Oluşturuyordu!
Dikkat edilmesi gereken buydu.
Büyük güçler istedikleri sonuca ulaşmak için gerekli zemini, şartları nedenleri bulurdu! Borrell de bunu görüyor olacak ki SAVAŞ İHTİMALİNİ ÜZERİNE BASARAK DİLE
GETİRİYORDU!
Kabul etmemiz gerekiyor ki AVRUPA olası bir savaşı durduramazdı. Rusya'yı durduramadığı gibi. ABD, ORTADOĞU'daki karışıklık nedeniyle zayıflayan AB'nin zayıflayan ÇİN getireceği sonucuna vardıysa SAVAŞ kapıdaydı! Özellikle Mike Pompeo döneminde MÜSLÜMAN NATO'nun tartışılması gündeme alınmasının nedenlerinden biri buydu. ABD'nin, rakipleriyle işbirliği içinde olan odaklara karşı, İRAN gibi merkezlere karşı müdahale etmek için MÜSLÜMAN GÜÇ KULLANIMINI EN DOĞRU
SEÇENEK OLARAK
MASAYA GETİRİYORDU.
Olaylara daima yerel pencereden bakıyorduk!
Yakın basın tarihimizdeki pek çok "LAİKLİK KARŞITI" haberin uzandığı odak İRAN oluyordu! Uğur Mumcu öldürüldüğünde de yüzbinler İRAN KONSOLOSLUĞU'na yürüyordu. Bir akıl, bir güç Türkiye ile İRAN'ı yan yana görmek istemiyordu. Her fırsatta bunu ayırmak niyetinde olduğunu gösteriyordu. AK PARTİ bunu bildiği halde ABD'ye rağmen siyaset yapmayacağını deklere ettiği halde hayat iki ülkeyi yan yana getirdi. Bu 17-25 ARALIK operasyonlarına giden yolu açtı.
Ankara-Tahran'ın omuz omuza olması Riyad'dan Tel Aviv'e kadar herkesin ayarını bozardı.
Kurulan ritmin çöpe gitmesi demekti.
Washington'un en son isteyeceği şey buydu. İSRAİL üzerinden kopartılan fırtına devam edecekse Türkiye ile İran'ın hızla birbirinden uzaklaştığını görecektik! Kuzey Irak'ta etkinliği her geçen gün artan İRAN'ı PKK saldırısı arkasında bize gösterme ihtimalleri hiç az değildi! Ya da başka bir kurgu içinde!
KÖRFEZ ülkeleri mezhepsel tabanda zaten Tahran'a uzaklar.
Hazırlar yani...
1990'dan bu yana "İRTİCA" ve "LAİKLİK ELDEN GİDİYOR" haberlerine bir bakın! Önemli isimlerin suikastlarından sonra oluşan tepkilere ve yönlendirmelere odaklanın!

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü

Copyright © 2024 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;