GÜNCEL

Ergün Diler : Ajanlar iş başında

Tarih
02 Eylül 2015
İzlenme
Kişi
Yazar
Ergün Diler

2 Eylül 2015

Türkiye,
yıllarca operasyonlara açık durdu.
Gelen giden istediği sonucu alacak adımları rahatça attı.
Kimse "Dur!" bile demedi.
Anlayan yoktu. Bu kadar çok operasyon yediğimiz için de gelenler "Acaba ne olur!" diye düşünmüyordu.
İstedikleri sonuca ulaşacaklarını bildikleri için kapıyı çalmadan giriyorlardı. İçeride ÇOK SAYIDA İŞBİRLİKÇİ olduğu için pasaport kontrolünden bile geçmiyorlardı!
Birkaç gün önce "MEDYA SUSTURULACAK" yaygarası başladı. Gitmesi gereken noktalara, dalga dalga ulaştı.
Hazırlıkları önceden yapıldığı için, "ÖZGÜR MEDYAYA BALTA VURULUYOR" diyebilmeleri için roller önceden dağıtıldı. Kimi köşesini boş bıraktı, kimi candan MANŞET desteği attı, kimi darbe çığlığı fırlattı, kimi rolleri dağıtıp yurtdışına kaçtı, kimi de "GEZİ'de olmadı ama bu kez ŞANSIMIZ DAHA FAZLA" hesapları yaptı!
Ben şimdilik içeride kimin, kime hangi rolü verdiğini yazmayacağım.
İyi niyetle kullanılan çok adam var.
Kimseyi kırmak da istemem. Ama bugün FİLM tadında bir olay anlatacağım. Yaşanmış! Yeni...
Birkaç günlük taze mi taze!
Daha önce yazmıştım. 7 Haziran'dan hemen sonra GEZİ'de başrolü oynayan Christiane Amanpour İstanbul'a geldi. Annesi İngiliz'di.
Kötü bir şey değil, sadece NOT düşmek için yazıyorum.
Christiane'ın annesi Patricia Amanpour, çok özel bir kadındı.
Çok etkili bir çevresi vardı. En samimi dostlarından biri ünlü medya devi MURDOCH'tu!
Zaten Christiane da Murdoch'un manevi kızıydı. Konumuz manevi kız değil. Sadece dünyanın ne kadar küçük olduğunu anlatmak için küçük bir hatırlatma...
Büyük medya patronu Murdoch'un birçok gazete ve televizyon kanalının dışında ikisinin de görevini yapan VICE NEWS isimli bir yayın organı daha vardı. GEZİ olayları patladığı anda bu kuruluşun MUHABİRLERİ gelip polisin giremediği sokaklara girer, Amerikan ordusunun korkudan gidemediği IŞİD militanlarının cirit attığı caddelerde gezer, evlerinde sabahlardı... Bizim bilmediğimiz, ÖZEL BİR GÜÇLERİ vardı belli ki!
İşte geçtiğimiz gün VICE NEWS'un iki muhabiri DİYARBAKIR'da tutuklandı.
BATI basını ortalığı ayağa kaldırdı.
Tutuklanan iki İngiliz gazeteci Jake Hanrahan ve Philip Pendlebury masum muydu? Kendilerine yardımcı olan tercüman Muhammed İsmail'in hiçbir suçu yok muydu?
BATI medyası Türkiye'ye vururken, içeridekiler de "Bizi dünyaya rezil etmeyin!" diye uyarırken(!) arka planda neler oluyordu! Bunu merak eden yoktu. Herkes kendi mahallesinden atıyor, tutuyordu.
Oysa ortada incelenmesi gereken büyük bir gerçek vardı. Ama kimse olayın bu yönüne bakmıyordu. Amaç, Türkiye'ye vurmak olduğu için içeride dışarıda herkes birleşiyordu.
Ama FİLM başkaydı!
27 Ağustos tarihinde saatler öğleyi gösterirken "155" ihbar hattına bir telefon geldi. Arayan bir DEVLET DOSTUYDU! Telefondaki kişi Jake Hanrahan ve Philip Pendlebury isimli muhabirlerin, IŞİD'e militan kazandırmak için gece gündüz çalıştıklarını, asker ve polis merkezlerini vuracak CANLI BOMBA aradıklarını bildirdi!
Hemen akla şu soru gelebilir!
Peki bu adam kimdi ve bunları nereden biliyordu?
Haklısınız! Ama burası Türkiye... Burada devletine sahip çıkan insanlar var. Bu DOST, tutuklandıkları için kıyamet kopartılan iki gazetecinin komşusuydu. Yan odada kalıyordu! Hemen bitişikte ne olup bittiğini en ince ayrıntısına kadar biliyordu. Kimin gelip gittiğini, amaçlarının ne olduğunu, gazeteci kılıfının arkasında neler planladıklarını... Her ayrıntıya sahipti.
Zaten haklı olduğu birazdan ortaya çıkacaktı. İhbar üzerine polis hemen harekete geçti. Gazetecilerin kaldığı odalara baskın yapıldı. Arkadaşlar gazeteci olsalar da, yanlarında bir gazeteci de olmaması gerekenler vardı! 16 bin lira, 3 gaz maskesi, 3 çelik yelek, IŞİD ile bağlantılı çok özel bilgilerin, isimlerin, fotoğrafların ve mesajların yer aldığı dijital veriler... IŞİD ve PYD ile ilgili ÖRGÜT şemaları, özel isimler, iletişim bilgileri, kendi görevlerine ilişkin emirler... Bu kadar da değildi üstelik. Daha büyük bir rastlantı vardı!
Arkadaşların TERCÜMAN olarak kullandıkları ve çok güvendikleri Muhammed İsmail de ERBİL'deki IŞIK KOLEJİ'nden mezundu. Gariptir ki cemaatin üniversitesi olan o yapıda okuyordu. Tabii bunlar tesadüf...
Ama gazetecilerin çok önemli iki ajan olduğu gerçekti. Bölgede IŞİD ve PYD üzerinde çok etkileri vardı. Bu nedenle CANLI BOMBA aramaya gelecek kadar kendilerine sonsuz güven duyuyorlardı. İçeride ve dışarıda PYD ile IŞİD'i bize karşı örgütlüyorlardı.
Askerimiz ve polisimiz bunların hedefiydi. Bütün bunlar da GAZETECİLİK faaliyetiydi... Kim diyor bunu? İçerideki bazı arkadaşlar ile MURDOCH'un medyası...
Bunlar eskiden beri AKRABA!
Ama Türkiye yeni görüyor.
Bu iki gazeteci arkadaş izlenmediklerini düşündükleri için otel odasında operasyon hazırlığı yapıyordu.
Ama Türkiye eski Türkiye değildi.
Yan odada onları 24 saat dinleyen ve izleyen vardı. Onlar burada dost bulabildikleri gibi DEVLETİN de DOSTLARI vardı.
Mücadele her yerde sürüyordu.
Murdoch, Christiane Amanpour, Patricia Amanpour, Vice News, Jake Hanrahan, Philip Pendlebury, Muhammed İsmail, cemaat, canlı bomba, İstanbul, pusu, mayın hiç biri birbirinden uzak değildi. HEPSİ KADEŞTİ! Diyabakır'da gazeteciler AJAN olduğu için alınıyordu, onların mahallesi de "MEDYAYA ÖZGÜRLÜK" diye ayağa kalkıyordu. OYUNU GÖRÜN! Görenler, görmeyenlere anlatsın!
Başka şansımız yok!

Takvim

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER

Copyright © 2024 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;