"Atatürkçülük" falan gibi kılıflar uydurularak verilen bu mücadele, aslında Anadolu sermayesiyle giriştikleri bir çıkar çatışmasıydı, söktüremediler.
Erdoğan'ı devirebilmek için Gezi ayaklanmacılarını otellerinde saklamak, mağazalarında tentürdiyot, sargı bezi ve İnternet bağlantısı bulundurmak gibi zıpır yollara bile tevessül ettiler.
Bükemedikleri bileği öpmek, en azından şimdilik öyle görünmek zorunda kaldıklarını sanıyorduk... Erdoğan'la "iyi geçinmeye", en azından bir süre kavga etmemeye karar vermişlerdi... Hatta bu yüzden yönetimlerini bile değiştirmişler,"delişmenleri" geri çekip "mülayimleri" öne sürmüşlerdi.
Şimdi ufak ufak gene kafa kaldırmaya başladılar.
Yeni bakanları ziyarete gitmişler, bu arada birtakım "mesajlar" vermişler.
Önce bol bol boş laf... Demokrasi değerleri, özgürlük, milli menfaatler, küresel rekabet, kilit önem, uyum süreci, falan filan.
Gazetelerden okuduğun, havada uçuşan lafları toplayıp sıralayacaksın, duyan da bir şey söylediğini sansın. O kadarını Kılıçdaroğlu bile yapıyor.
Sonra baklayı ağızlarından çıkarmışlar:
"OHAL kalksın!" Kılıçdaroğlu da öyle diyor.
Neden kalksın? İstanbul sermayesinin Avrupa'yla ilişkilerine zarar veriyormuş.
OHAL kalksın, henüz "temizlenememiş" Fetö'cüler de saklandıkları deliklerde kalsınlar.
Devlet sarsılsın, yeter ki beylerin çıkarlarına taş konulmasın.
"Avrupa Birliği'yle uyum süreci kararlılıkla sürdürülsün..."
Almayacaklarına, giremeyeceğimize sağır sultan bile ikna oldu, ama tiyatro oyunu devam etsin. Yeter ki dalgamızı taşlamayın.
TÜSİAD, eğer gene uyuzluk ve kıllık etmeye koyulacaksa, "karşı tarafın" tepkisini de hesaba katmalıdır. Bunu yaşayarak öğrenmiştir, iyi bilir.
Sabah
12 Ağustos 2017
YORUMLAR
4954 kez izlendi
1752 kez izlendi
1211 kez izlendi
670 kez izlendi
3549 kez izlendi
882 kez izlendi
595 kez izlendi
3637 kez izlendi
2626 kez izlendi
1321 kez izlendi
1779 kez izlendi
651 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.