26 Mart 2015
İki gündür bite bite bir hal oldum. ‘Reise cart curt ettin, bittin!’ diyen ateşli gençlerin bini bir para. Hepsinin gözlerinden öperim, sağ olsunlar var olsunlar. Önemli bir soruna dikkatimi çektikleri için kendilerine müteşekkirim.
Sorun şu ki köksüz bir Reisçilik dalgası yükseliyor gençler arasında. İslami hareketin nereden gelip nereye gittiği hakkında esaslı fikir sahibi olmayan, adamakıllı bir tefsir okumak şöyle dursun İslamcılığa dair basit bir el kitabı bile okumayan, dünyadaki İslami hareketlerin fikir ve aksiyon öncülerini tanımayan, MNP-MSP-RP-AK Parti geleneğinin beslendiği kaynakları bilmeyen, entelektüel birikimi Twitter’da okuduklarından ibaret kalan, münazara adabını (!) da Twitter’dan edinen,
Recep Tayyip Erdoğan’ı ve davayı en iyi ihtimalle magazin meşrepli köşe yazarlarından (belki ben de dahil) öğrenen, üstelik daha ziyade İslamcı birikimin yanından bile geçmeyen köşe yazarlarını tercih eden, bütün bunlardan ötürü de Reis’i arkaplansız ve derinliksiz bir poster resmi gibi gören ilginç bir nesil.
O ürkütücü köksüzlülk meselesine rağmen, bu neslin, Erdoğan’ı İslam dünyasının yaşayan en büyük kahramanı olarak teşhis edebilmesini hayret dolu bir memnuniyetle karşılıyorum. Bununla beraber, ‘eski tüfek İslamcılar’ olarak hiç tanımadığımız, dilini konuşmadığımız bu neslin, Reisçiliği “Mehdi Erbakan”cı “Elaziz” ekolü gibi bir şeye dönüştürmesini nasıl engelleyebileceğimizi, onlarla buna matuf bir diyalogu nasıl kuracağımızı ciddi ciddi düşünmeye başlamamız gerektiğini zannediyorum. Reis’e bağlılığımızı beyan ettiğimiz muhabbet dolu bir eleştiri bile “Reis’e posta koymak” gibi algılanabiliyorsa, dahası davadan dönmekle, gemiyi terketmekle, paralelcilikle ‘izah’ edilebiliyorsa, tehlike çanları gümbür gümbür çalıyıor demektir.
“Böyle yapma Reis, Allah aşkına” yazısını Reis’i çok sevdiğim için yazdım. O gençler Reis’i benden daha çok seviyor olabilirler (sanmıyorum) ama akıllıca sevmiyorlar. Akıllıca sevenler, köklü ve oturaklı İslamcılar, hakikatli Reisçiler genellikle “Allah razı olsun” diyorlar.
Neyse…
Şimdi bu skıcı atmosferden çıkıp Türkiye’nin önündeki parlak ufka doğru aşk ve şevkle ilerlemeye bakalım.
Yine Nuri Pakdil’in o dinamik sözü:
“Aynı ocaktan ısınıyoruz. İleri!”
Diriliş Postası
Hiç yorum yapılmamış
4725 kez izlendi
1676 kez izlendi
1145 kez izlendi
630 kez izlendi
3536 kez izlendi
864 kez izlendi
580 kez izlendi
3622 kez izlendi
2606 kez izlendi
1311 kez izlendi
1768 kez izlendi
634 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.