11 Mayıs 2015
En büyük günahı darbe yapmış olması değildir, hayır. En büyük günahı, Türkiye'nin mutlak hakimi olduğu dönemde Türkiye'de "sistemli olarak işkence yapılmasına" göz yummuş olmasıdır.
Darbe, siyasi suçtur. İşkence, insanlık suçudur.
İşkenceyle Türkiye yeni tanışıyor değildi tabii... Ama daha önce "münferit olaylar" sayılabilecek bu rezillikler onun döneminde "kurumsallaştı" denilebilir. 12 Eylül faşizmi, 12 Mart faşizmini solladı geçti, 27 Mayıs faşizmine de rahmet okuttu.
Değer miydi o kadar gaddarlığa, sırf Yunanistan'ın NATO'ya dönebilmesi uğruna? Bir Amerikan operasyonu olan o darbede Amerikan yönetimi bunu da mı öğütlemişti yani?
Yargılanma süreci çok uzamış, varlığı ağır bir yük haline gelmişti, şimdi herkes derin bir nefes almıştır.
Ona verilecek en büyük ceza, rütbelerinin sökülmesi olacaktı. Mahkeme kararı da bu yöndedir. Öyle kağıt üzerinde, dava dosyasının bilgisayar diskinde, gazete sütunlarında falan değil.
Törenle... Alenen! Halka açık!
Yüzbaşı Dreyfus'a haksız yere yapıldığı gibi, ama bu sefer haklı olarak rütbesi sökülecek, kılıcı kırılacaktı!
Başkaca, kayda değer, ardından anlatılacak bir özelliği yoktu. Öyle "diktatör" deyince akla gelen çarpıcı tiplerden değildi. Aynı "gardrop Atatürkçülüğü" tornasından çıkmış binlerce kişiden olumlu ya da olumsuz, belirgin bir farkı bulunmuyordu. Ona baktıkça aklıma ilkokul öğretmenim gelirdi:
Aynı beyin çapı, aynı dünya görüşü, aynı sertlik, aynı hoşgörüsüzlük, aynı zart zurt... Aynı sığ kültür... Aynı naif basitlik...
Ünlü yazar Hannah Arendt'in ya da Rus sinema yönetmeni Mihail Romm'un deyimiyle "sıradan faşizm", asıl tehlike de budur.
Elbette "asmayalım da besleyelim mi" ya da "ben de imam çocuğuyum" gibi özdeyişleri gülümsenerek hatırlanacak (yaşı tutanlar tarafından), o zamanlar hakkında üretilmiş fıkralar tekrar anlatılacaktır. "Mustafa Kamil Zorti" yakıştırması akla gelecektir: Keşke doktor ölüm raporuna "siroz" yazsa... "Latife" adında yeni bir eş bulamadan da gözü açık gitti... Falan filan.
Ondan önceki darbeci kuşak bir "ekip" halinde çalışmıştı, örneğin bir Memduh Tağmaç asla öne çıkmamış (kendi yerine Faruk Gürler'i sürmüş), kamuoyunun önüne sazan gibi atlamamıştı... Bu yüzden "Kenan Anayasası" hep çok gürültü koparır ama eski anayasada yapılmış olan "1971 tahribatı" unutulmuş gitmiştir. (Çanak tutanlar da Demirel ve İnönü'ydü ha!) Cenazesini merak ederim. Devlet töreni yapılacak. Cezası temyizde "çok sallandığı", kesinleşmediği için.
Kılıçdaroğlu elbette en ön safta el bağlayacaktır da, AKP yönetimi bu mevtaya saygı gösterecek midir? Bu bir çelişki olmayacak mıdır?
Arkasından üç kere "iyi biliriz" diye bağıracak olanlar, akraba ve yakınlarının dışında, kimlerdir?
Biz de onu iyi biliriz ama imamın sorduğu şekilde değil.
Sabah
Hiç yorum yapılmamış
4458 kez izlendi
1590 kez izlendi
1074 kez izlendi
563 kez izlendi
3499 kez izlendi
823 kez izlendi
545 kez izlendi
3590 kez izlendi
2573 kez izlendi
1282 kez izlendi
1737 kez izlendi
597 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.